HAKKIMIZDA

"Dağdaki Gizli Cennet Şirince"
Şirince’deki gizli cennet Güllü Konakları…

Dağ’daki Efes” olarak anılmasına sebep; Menderes nehrinin alüvyonlarıyla kapladığı alanda yaşamın zorlaşmasıyla kentten kaçan Efesliler tarafından bir yerleşim birimi haline getirilmiş olmasıdır. Özgün adı olan Kırkınca'nın efsanevi bir çağda yine Menderes nehrinin sivrisineklerinden kaçıp dağlara vuran kırk kişiye atfen verildiği rivayet edilir.

Yunanlı yazar Dido Satiroyo’nun “Benden Selam söyle Anadolu’ya” adlı kitabında çocukluğunun bir bölümünü geçirdiği Şirince’nin “Şu yeryüzünde cennet diye bir yer varsa bizim “Kırkınca”, Şirince cennetin bir parçası olması gerekir.” diye yazmıştır.

19. yüzyılda çoğunluğu Rum halkının oluşturduğu köyde 2.000 hane olduğu ve o döneminin önemli ticaret merkezlerinden olduğu bilinmektedir. Bağları, zeytin ağaçları, tadı benzersiz incir ve şeftalisi günümüzde de köyün en kıymetlileridir.

Şimdilerde 180 adedi geçmeyen Şirince evleri kültürel miraslarımızdandır ve “Anıtlar Kurulu” nca koruma altındadır.

Efes'in çok güçlü Hıristiyan kimliğinin izlerini Şirince'de görmek mümkündür ve bu durum, Şirince'nin günümüzde bile eski bir Rum Köyü olarak anılmasının temelini oluşturmaktadır. Şirince'nin kalıntı ve buluntularının bize anlattığı tarihinin Roma Dönemi'ne kadar uzanmasına karşın, belgelere dayalı tarihi 14. Yüzyıla dayanmaktadır. Bizans Döneminde Hıristiyan nüfusun Kyrkindje adını verdiği köy, yörenin Aydınoğulları'nın eline geçmesiyle birlikte kayıtlara Çirkince adıyla geçmiştir. Türklerin askeri ve siyasi olarak yöreyi ele geçirmesinden sonra da Şirince'nin Hıristiyan kimliği devam etmiştir. 1800'lü yıllarda maksimum büyüklüğe ulaşmış, Balkan Savaşı ile birlikte Hıristiyan kimliği nedeniyle Şirince'de hareketlenme başlamış, 1919'da Yunan ordusu tarafından işgal edilmiş, 1922 Eylül'ünde ulusal kurtuluş mücadelesi kapsamında işgalin sona ermesiyle birlikte tümüyle terk edilmiş ve ıssız bir köy haline gelmiştir. 1924 yılında Yunanistan'dan göç eden Türk ailelerin yerleştirilmesiyle birlikte yaşam yeniden başlamıştır. Köy 1928 yılında şimdiki ismi olan Şirince adını almıştır.

Günümüz Şirince'si zamana karşı direnebilmiş geleneksel yapısı ve 700 kişilik nüfusuyla 19. Yüzyıldaki görkemli görünümünden çok farklı, adeta onun minyatür bir kopyası gibidir.

Şirince ulaşımı için yakın ve uzak çevre bağlantılarında İzmir İli'nin tüm gelişmiş kara, hava, deniz ve demir yolu ağı kullanılmaktadır. 70km mesafedeki Uluslararası Adnan Menderes ve 10km mesafedeki Pamucak havaalanları ile 80km mesafedeki Uluslararası İzmir ve 20km mesafedeki Uluslararası Kuşadası Limanları Şirince'nin ulaşımını uluslararası boyuta ulaştırmaktadır. Köyün içinde yer aldığı coğrafya ile tek bağlantısı 8km'lik Şirince Selçuk karayolu ile sağlanmaktadır.

Selçuk dünya tarihi açısından çok önemli bir kültürel merkez olan Antik Efes kenti ile iç içe olması nedeniyle dünyanın en önemli turistik merkezlerinden biridir. Efes denildiğinde, akla sadece kentin kendisi değil, aynı zamanda Artemis tapınağı, St. John Kilisesi, Meryem Ana Evi ve daha birçok antik eser gelmektedir.

Günümüzde Şirince'nin alternatif tatil ve gezi seven turistlerin vazgeçilmez bir uğrak noktası olmasında, tarihçesi ve büyüleyici doğasının yanı sıra, ev yapımı şarapçılığı önemli bir rol oynamaktadır. Üzüm, şeftali, ayva, kavun, dağ çileği, nar, yaban mersini ve böğürtlen gibi meyve ve bitkilerden şarap üretilmektedir.

Vadileri, çağlayanları, üzüm bağları ve kuş sesleriyle örülü bu köy; günümüzde şehrin ve büyük tatil beldelerinin gürültücü, hareketli yaşantısından kaçmak isteyen ve huzuru, sükuneti arayan; doğayı solumaya özlem duyan insanlara masal tadında bir tatil sunmaktadır... Arnavut kaldırımları, kuş ve çiçek motifli küçük taş evleri, her daim güler yüzlü köy halkıyla; onların ellerinden çıkan meyve şarapları, meyve sabunları, zeytinyağı ve tadı damağınızda kalacak doğal yemekleriyle size unutamayacağınız anlar yaşatır...

Köyün bu eşsiz atmosferine uyanmak isteyeceğiniz en özel ve en güzel yer;

Güllü Konakları...

İlk sahibi, 1. Dünya Savaşı sonrasında, kendisine mübadelede hak olarak verilen evinin malzemeleri ile kapısından tavanına, pencerelerine kadar el işi göz nuru işleyerek yaptırdı burayı... Bahçesini ise, Şirince'ye layık olabilecek envai çeşit, mis kokulu gülle donattı ve konak, 2001 yılında koruma altına alındı.

100 yılı aşkın mazisini taşlarında barındıran bu konak, Şirince'nin tüm sükunetini, tadını ve zevkini yaşayabileceğiniz birbirinden zevkli ve konforlu 12 odası ile hizmet vermektedir.

Konağımız köyün merkezinde, aracınız ile kapımızın önüne kadar rahatlıkla gelebileceğiniz özel bir konumda yer almaktadır. Şirince’nin genel kotlu arazi yapısı otelimizde de kendini hissettirir, 3,5 dönümlük arazi içinde konuçlanmış iki binadan oluşan konaklama bölümleri ve otelimizin tam kalbinde yer alan A La Carte restoranımız ile en kalabalık günümüzde bile size kendinizi özel ve izole hissettirecek bir çok alan bulunmaktadır. Zeytin bahçesi, gül bahçesi, terasları ve balkonlu odaları ile Şirince’nin eşsiz manzarası farklı bir çok açıdan ayaklarınızın altına serilir.

Hizmet prensibimizi geleneksel Türk misafirperverliği ile doğallık, sadelik ve beraberinde estetik değerler oluşturur, sizleri her yıl ilkbaharda hazırladığımız mürver şurubumuz ile karşılarken, odalarınızda lavanta kokulu yatak çarşaflarımız, tüm yorgunluğunuzu unutturacak konforlu yataklarımız, zeytinyağın şifalı ellerine teslim olacağınız banyo malzemelerimiz, ve restoranımızda dumanı üzerinde taptaze yöre lezzetleri ile Şirince’nin en özel konaklama tecrübesi için misafir etmek isteriz.

Geceleri kubbesini milyonlarca yıldızın süslediği; gündüzleri ise, güneşin renklerini toprağa dantel gibi işlediği "Dağdaki Efes"i Güllü Konaklarda yaşayabilmeniz dileğiyle...