ÇEVRE


ŞİRİNCE

Şirince, İzmir İli Selçuk İlçesi'ne bağlı, 700 nüfuslu, denizden yüksekliği 375m olan bir köy yerleşmesidir.

Hıristiyan kültürü ile yorumlanmuş Osmanlı dönemine ait sivil mimarlık örnekleri ve anıtsal yapılarıyla farklı bir tarihsel kesiti sergileyen Şirince'nin yerleşik alanı "kentsel sit", yakın çevresi ise "doğal sit" alanı olarak koruma altındadır.

Eski kaynaklarda "Dağdaki Efes" adıyla anılması, antik çağın en büyük kentlerinden biri olan Efes'in kırsalını oluşturduğunu göstermektedir.

Efes'in çok güçlü Hıristiyan kimliğinin izlerini Şirince'de görmek mümkündür ve bu durum, Şirince'nin günümüzde bile eski bir Rum Köyü olarak anılmasının temelini oluşturmaktadır. Şirince'nin kalıntı ve buluntulara dayalı tarihinin Roma Dönemi'ne kadar uzanmasına karşın belgelere dayalı tarihi 14. Yüzyıla dayanmaktadır. Bizans Döneminde Hıristiyan nüfusun Kyrkindje adını verdiği köy, yörenin Aydınoğulları'nın eline geçmesiyle birlikte kayıtlara Çirkince adıyla geçmiştir. Türklerin askeri ve siyasi olarak yöreyi ele geçirmesinden sonra da Şirince'nin Hıristiyan kimliği devam etmiştir. 1500'lü yılların sonlarında bir nahiye merkezi olacak büyüklüğe erişmiş, 1700'lü yılların sonlarında Anadolu'ya yönelik Rum göçünden önemli bir pay alarak, 1800'lü yıllarda maksimum büyüklüğe ulaşmıştır.1912 Balkan Savaşı ile birlikte, Hıristiyan kimliği nedeniyle Şirince'de hareketlenme başlamış, 1919'da Yunan ordusu tarafından işgal edilmiş, 1922 Eylül'ünde ulusal kurtuluş mücadelesi kapsamında işgalin sona ermesiyle birlikte tümüyle terkedilmiş ve ıssız bir köy haline gelmiştir. 1924 yılında Yunanistan'dan göçe zorlanan Türk ailelerin yerleştirilmesiyle birlikte yaşam yeniden başlamıştır. 1928 yılında Şirince adını alarak belediye olmuş, ancak nüfusun hızla azalması üzerine 1943 yılında köy statüsüne dönüştürülmüştür. Günümüz Şirince'si zamana karşı direnebilmiş 100 dolayındaki geleneksel yapısı ve 700 kişilik nüfusuyla 19. Yüzyıldaki görkemli görünümünden çok farklı, adeta onun minyatür bir kopyası gibidir.

Şirince'ye yerleşen ilk Hıristiyan nüfusun, köye Kyrkindje ya da Kirkindsche (Türkçe'de Kırkıca ya da Kırkınca olduğu iddia edilmektedir) adını verdiği bilinmektedir. Zaman içerisinde köyün adının Çirkince olması ile ilgili olarak halk arasında anlatılan söylence 14. Yüzyıla dayanmaktadır. Yörenin 1304 yılında Türklerin eline geçmesiyle başlayan Beylikler Dönemi'nde pek çok Rum ahalinin esir alınarak köle yapıldığı ve bu dönemde Ayasulug'da bir esir pazarı olduğu bilinmektedir. Söylenceye göre, Derebey tarafından esirlikten azat edilen bir grup Hıristiyan köylü Şirince'ye yerleştirilir. Bey, "Yerleşeceğiniz yer güzel mi?" diye sorduğunda, azatlılar belki de gözden uzak olmak ve Türkler tarafından rahatsız edilmemek için "Çirkincedir" yanıtını verirler. Bunun üzerine Bey "Öyleyse köyünüzün adı Çirkince olsun" der.

Yunanistan'a göçmek zorunda kalmış ve halen yaşamakta olan Rumların bir kısmı Şirince'yi Çirkince diye anarken, bir kısmı da Kırkınca olarak anmaktadır. Köy bugün kullanılan Şirince ismini Cumhuriyet'in ilk yıllarında dönemin İzmir valisi Kazım Dirik'in talimatıyla almıştır.

Şirince ulaşımı için yakın ve uzak çevre bağlantılarında İzmir İli'nin tüm gelişmiş kara, hava, deniz ve demir yolu ağı kullanılmaktadır. 70km mesafedeki Uluslararası Adnan Menderes ve 10km mesafedeki Pamucak havaalanları ile 80km mesafedeki Uluslararası İzmir ve 20km mesafedeki Uluslararası Kuşadası Limanları Şirince'nin ulaşımını uluslararası boyuta ulaştırmaktadır. Köyün içinde yer aldığı coğrafya ile tek bağlantısı 8km'lik Şirince Selçuk karayolu ile sağlanmaktadır.

Selçuk dünya tarihi açısından çok önemli bir kültürel merkez olan Antik Efes kenti ile iç içe olması nedeniyle dünyanın en önemli turistik merkezlerinden biridir. Efes denildiğinde, akla sadece kentin kendisi değil, aynı zamanda Artemis tapınağı, St. John Kilisesi, Meryem Ana Evi ve daha birçok antik eser gelmektedir.

Günümüzde Şirince'nin alternatif tatil ve gezi seven turistlerin vazgeçilmez bir uğrak noktası olmasında, tarihçesi ve büyüleyici doğasının yanısıra, ev yapımı şarapçılığı önemli bir rol oynamaktadır. Üzüm, şeftali, ayva, kavun, dağ çileği, nar, yaban mersini ve böğürtlen gibi meyve ve bitkilerden şarap üretilmektedir.

EFES

İzmir ili Selçuk ilçesi sınırları içindeki antik Efes kenti'nin ilk kuruluşu M.Ö. 6000 yıllarına, Neolitik Dönem olarak adlandırılan Cilalı Taş Devri'ne kadar inmektedir. Son yıllarda yapılan araştırmalar ve kazılarda Efes çevresindeki höyükler (tarih öncesi tepe yerleşimleri) ve kalenin bulunduğu Ayasuluk Tepesi'nde Tunç çağları ve Hititler'e ait yerleşimler saptanmıştır. Hititler Dönemi'nde kentin adı Apasas'tır. M.Ö. 1050 yıllarında Yunanistan'dan gelen göçmenlerin de yaşamaya başladığı liman kenti Efes, M.Ö. 560 yılında Artemis Tapınağı çevresine taşınmıştır. Bugün gezilen Efes ise, Büyük İskender'in generallerinden Lysimakhos tarafından M.Ö. 300 yıllarında kurulmuştur. Hellenistik ve Roma çağlarında en görkemli dönemlerini yaşayan Efes, Asya eyaletinin başkenti ve en büyük liman kenti olarak 200.000 kişilik nüfusa sahipti. Efes, Bizans Çağında tekrar yer değiştirmiş ve ilk kez kurulduğu Selçuk'taki Ayasuluk Tepesi'ne gelmiştir. 1330 yılında Türkler tarafından alınan ve Aydınoğulları'nın merkezi olan Ayasuluk, 16.Yüzyıl'dan itibaren giderek küçülmeye başlamıştır, 1923 yılında Cumhuriyetimizin kuruluşundan sonar, Selçuk adını almış ve bugün 30.000 kişilik nüfusa sahip turistik bir yer halini almıştır.

Güllü Konakları - Efes 10 km

EFES MÜZESİ

Müzede teşhir edilen eserler, Efes Harabeleri St.Jean Kilisesi ,Belevi Anıt Mezarı'nda yapılan kazılarda bulunan Miken, Arkaik, Hellenistik, Roma, Bizans ve Türk dönemlerine ait parçalardır.Topkapı Sarayı'ndan sonra gelen ikinci önemli müzedir. Efes Müzesi'nde bugün 8 bin 352 arkeolojik eser,1092 etnografik eser ve 17 bin 143 sikke olmak üzere toplam 26 bin 587 eser sergilenmektedir.

Güllü Konakları - Efes Müzesi 10 km

YEDİ UYUYANLAR MAĞARASI

Hristiyanlığın ilk dönemlerinde Roma imparatorları, yeni dine inananlar üzerinde şiddetli bir baskı uyguluyorlardı. Efsaneye göre "Yedi Uyuyanlar" imparator Decius'un zulmünden kaçarak sığındıkları bu mağrada bir inanışa göre 200, bir başka inanışa göre de 309 yıl uyurlar; uyandıklarında giysiler ve inançlar değişmiştir. Öldükten sonra dirilişin var olduğu inancını pekiştiren bu efsanenin kalıntısı olan mağara, Ortaçağ boyunca sürekli ziyaret edilmiştir.

Güllü Konakları - Yedi Uyuyanlar Mağarası 10 km

MERYEM ANA EVİ

Hz, Meryem'in ömrünün son günlerini, Vatikan tarafından da kutsal ilân edilen Meryem Ana Evi'nde geçirdiğine inanılmaktadır.

19. yüzyılda, daha önce hiç bir zaman Efes civarına gelmemiş olan Catherine Emmerich isimli bir alman rahibenin çevresindekileri şaşkınlık içinde bırakan detaylı Meryem Ana Evi tasvirleri üzerine civarda kazılar başlatan ekipler, temelleri 1. yüzyıldan olduğu tahmin edilen 4. yüzyıl yapısını gün ışığına çıkarttılar.

Güllü Konakları - Meryem Ana Evi 18 km

ARTEMİS TAPINAĞI

Antik dünyanın mermerden inşa edilen ilk tapınağı olan Artemis Mabedi, dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilir. Artemis, Efes'in baş tanrıçasıdır ve kentin üne kavuşmasında büyük rol oynamıştır. Doğu dinlerindeki ritüellerden izler taşıması, Anadolu halkına hitap etmesi, bünyesinde birden fazla tanrı niteliği taşıması O'na antik-pagan dünyada duyulan saygıyı izah etmektedir. O, Hititler'in Kubabası'nın ve Frigler'in Kybelesi'nin bir devamı olarak görülür.

Güllü Konakları - Artemis Tapınağı 9 km

SAINT JEAN KİLİSESİ

Selçuk Kalesi'nin bulunduğu Ayasuluk Tepesi'nin güney eteğindeki bu kilise, çoğu kez kaleyle karıştırılır. Efes çevresindeki Bizans dönemi yapılarının en görkemlisi olan Saint-Jean Kilisesi'ne, Takip Kapısı adlı bir kapıdan girilir.

İki kat üzerine inşa edilen bu görkemli kilisenin sütun başlıklarında İmparator Justinien ve karısı İmparatoriçe Theodora'nın monogramları bugün halâ görülebilmektedir. Saint-Jean'ın mezarı ana kubbe altında yer alıyordu. Ortaçağ boyunca Aziz'in mezarından kalkan tozların şifa özelliğine inanan hristiyanlar, burayı bir hac mekânına dönüştürmüşlerdi.

Güllü Konakları - Saint Jean Kilisesi 9 km

İSABEY CAMİ

İsabey Camii'nin daha önceki devirlerde, büyük halk topluluklarını çeken diğer Hıristiyan ve putperest tapınaklarının arasında inşa edilmiş olması ilginçtir. Camiinin inşaasında kullanılan birçok mimari parça ve özellikle sütunlar, Efes harabelerinden getirilmiştir. Cami 1375 yılında inşaa edilmiştir.

Güllü Konakları - İsabey Cami 9 km

ÇAMLIK TREN MÜZESİ

Selçuk istikametinden Aydın'a giderken Çamlık mevkiine ulaştığınızda Tren Müzesi'yle karşılaşıyorsunuz. Erzurum-Kars hattında çalışmış, 1910 Alman-Schwartzkopf imalatı lokomotif. biraz ileride İngiliz-Humboldt fabrikalarında 1912 yılında yapılmış, saatte 65 km hız yapabilen lokomotif duruyor. Dünyanın farklı yerlerinde imal edilmiş çeşit çeşit trenin bulunduğu müze, emsallerinde görülmeyen bir zenginliğe sahip. İçinde barındırdığı otuza yakın lokomotif ile dünyadaki meraklılarını bekliyor.

Güllü Konakları - Çamlık Tran Müzesi 18 km

DİLEK YARIMADASI MİLLİ PARKI

Dilek Yarımadası - Büyük Menderes Deltası Millî Parkı, dünyada bir örneği daha olmayan; bir yanda Akdeniz'den Kafkasya'ya kadar kıyılarda yayılım gösteren, neredeyse tüm bitkilerin doğal olarak bir arada görüldüğü bir botanik bahçesidir. Ortalama 650 m yüksekliğe sahip yarımadanın en yüksek yeri Millî Parkın adını aldığı Mykale yani Dilek Tepe'dir ve 1237 m yüksekliğindedir. Ayrıca kumlu, killi, yatık ve yüksek kıyı şekillerini içeren plajlarıyla ilgi çekici kıyı özelliklerine sahiptir.

Güllü Konakları - Dilek Yarımadası Milli Parkı 46 km

PRIENE

İzmir- Bodrum yolu üzerinde, Söke'yi geçtikten sonra Güllübahçe Köyü yanıbaşında yer alan Priene, dik açılarla kesişen düzenli cadde ve sokaklarıyla Hippodamos ızgara planının en iyi gözlemlendiği bir İyonya kentidir. Arkeolojik bulgular Priene'nin Karyalılar tarafından kurulduğunu ortaya koymaktadır. Kazılarda bulunan yapılardan en eskileri M.Ö. 6. yüzyıla tarihlenmektedir.

Güllü Konakları - Priene 75 km

MİLET

İonya'nın en eski ve en önemli yerleşimlerinden olan Milet dört limanı bulunan bir kıyı kentiydi. Agora, Stadyum, Faustina Hamamı,15.000 seyirci kapasiteli Tiyatro, İlyas Bey Camii, Milet'te görülecek en önemli eserler arasındadır.

Güllü Konakları - Milet 73 km

DİDİM

Didyma (Didim): Aydın ilinin Söke ilçesi, Yeni Hisar köyü sınırları içerisinde yeralan Didyma, Apollon Tapınağı ile ünlüdür.

Didyma'daki ilk kazılar 1858'de İngilizler tarafından Newton'un başkanlığında yapılmış. 1905'te Th. Weigand yönetiminde başlatılan kazılar sistemli temellere dayandırılarak 1937'ye kadar sürdürülmüştür. Bu dönemde tapınağın büyük bir kısmı ortaya çıkmıştır. Kazı ve araştırma çalışmaları Alman uzmanlar tarafından hâlen sürdürülmektedir.

Didymaion, Miletus'a bağlı bir kâhinin ikamet yeri ve mabet olarak bilinir. Son kazılardan Didyma'nın sadece bir kâhinin ikametgâhı değil, aynı zamanda yoğun bir yerleşim yeri olduğu da anlaşılmıştır. Arkaik tapınağın yapımına M.Ö. 6. yüzyılın ortalarında başlanıldığına ve yapımının aynı yüzyılın sonlarında tamamlanıldığına inanılır.

Güllü Konakları - Didim 73 km

TİRE

Günümüzde sınırlı sayıda ziyaretçisi olan Tire, tarih boyunca Şeyh Bedreddin, Kanunî gibi önemli konukları ağırlamıştır. Günümüzde ana ulaşım eksenleri dışında kaldığı için göz ardı edilen Tire, zengin tarihi, yeşil doğası, zanaatkârları, özgün sivil ve dinî mimari eserleri, salı pazarları, köftesi, karadut tatlısıyla sizleri bekliyor.

Güllü Konakları - Tire 48 km

BİRGİ

Eteklerine yerleştiği Bozdağ'dan kopup gelen dereyi saran yemyeşil yamaçlarda kurulu Birgi, sadece koruma altındaki eski Osmanlı ve Türk evleriyle değil, tarihi yapı ve değerleriyle de, asırlık ağaçlar arasında kalmış bir mücevherdir. İzmir'in Ödemiş ilçesine bağlı, yaklaşık bin haneli küçük bir belde Birgi. Bugün gözlerden uzak, sakin bir yaşam sürdüren kasabanın geçmişi İ.Ö 7. yüzyıla kadar uzanıyor. Lydia'lılar bu beldeye "Zeus' un kutsal yeri" anlamına gelen "Dios Hieroon" adını vermişler. İÖ 6 yüzyılda Perslerin eline geçmiş ve "yeşil bir yer" olarak anılmış...

Güllü Konakları - Birgi 100 km

AFRODİSYAS

Karia bölgesinde, Menderes vadisindeki Babadağ eteklerinde yer alan ve bugün Aydın ilinin Karacasu ilçesinde Geyre Köyü yakınında 520 hektarlık bir alanı kaplayan Afrodisyas, bu antik kentlerin en ünlüsüdür. Bugün bilinen ve kazılmakta olan tüm Greko-Romen kentler arasında hiçbiri Afrodisyas'tan çıkan sanat zenginliğini ve antik eser çeşitliliğini vermemiştir. İtalya'da, Yunanistan'da ve başka yerlerde bulunan birçok heykel, kabartma ve kaide Afrodisyaslı sanatçıların imzasını taşımaktadır. Afrodisyas'ın sadece bazı modellerin kopya edildiği bir yer değil, özgün yapıtların da yaratıldığı bir heykeltraşlık merkezi olduğu kanıtlanmıştır.

Güllü Konakları - Afrodisyas 154 km

PAMUKKALE

Denizli ilinin 18 km. kuzeyinde yer alan Hierapolis antik kentinin arkeoloji literatüründe Kutsal Kent olarak adlandırılması, kentte bilinen bir çok tapınak ve diğer dinsel yapının varlığından kaynaklanmaktadır. Beyaz tabakaları ve travertenleri oluşturan, içerdiği mineraller arasında alüminyum ve sülfür de bulunan Pamukkale'nin termal suları sağlık için de çok faydalıdır. Roma İmparatorlarından Hadiranu'un 129 yılında, Caracalla'nın 215'te ve Valens'ın 370'te sağlık sorunlarına çare bulmak ümidiyle Hierapolis'i ziyaret ettiklerini antik kaynaklardan öğrenmekteyiz. Koroner hastalıklarına, yüksek tansiyona ve arteriskleroza iyi gelen bu suyla antik çağda hastalar, tıpkı Pergamon Asclepion'da ruh hastalarının telkinle tedavi edildiği gibi tedavi görüyorlardı.

Güllü Konakları - Pamukkale 196 km